Mesleki ve Teknik Eğitim (MTE) gelişme ve çağdaşlaşmanın lokomotifliği
görevini yalnız gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkelerde de
sürdürmektedir. Ekonomideki küreselleşme ise MTE’ye yeni bir boyut ve
perspektif kazandırmıştır. Türkiye MTE alanındaki uluslararası kriterleri ve
stratejileri inceleyerek; Türkiye'nin MTE’in yeri uluslararası çerçevede
belirlenmeye çalışıldı. Küresel ekonomiye uygun MTE’de uluslararası bakış
açısını yakalamak için ABD, Almanya, İskoçya, Tayvan vb. ülkelerdeki MTE
stratejileri, akreditasyon kriterleri incelenmiştir. Farklı stratejilere ve
uygulamalara sahip olmalarına rağmen ülkelerin birbirleri ile görüş
alış-verişinde bulunmaları ve koordineli çalışmalarının önemli olduğu
gözlemlenmiştir.
Mesleki ve Teknik Eğitim
gelişme ve çağdaşlaşmanın lokomotifliği görevini yalnız gelişmiş ülkelerde
değil, gelişmekte olan ülkelerde sürdürmektedir. Ekonomideki küreselleşme
ise mesleki ve teknik eğitime yeni bir boyut ve perspektif kazandırmıştır.
Dolayısıyla çağdaş toplumlar düzeyinde yaşamayı hak eden ve bu hedefi
belirlemiş ülkemizde mühendislik eğitimini de ilgilendiren mesleki ve teknik
eğitimin küresel ekonomiye göre beklentilerin belirlenmesi büyük önem
taşımaktadır.
Küresel ekonomide,
ağırlıklı olarak uluslararası sermaye ve uluslararası şirketler piyasaları
biçimlendirir ve kuralları belirler. Dünya son yıllarda bilgi tabanlı bir
ekonomiye gitmektedir. Enformasyon teknolojilerini etkin kullanan ülkeler
küreselleşme sürecinde büyük avantaj elde etmektedirler. Yeni küresel
ekonomide fon yöneticileri, bankacılar, büyük şirketler ve bunların yanı
sıra milyonlarca bireysel yatırımcı, büyük miktarlardaki sermayeyi
bilgisayarda tek bir tuşu tıklayarak dünyanın bir ucundan öbür ucuna
aktarabilmektedirler. Dünya ölçeğinde küreselleşme; bilgi ve sermayenin,
hizmetlerin, mal akışının büyümesini yansıtırken, ülkeler arasında ekonomik
dayanışmanın büyümesine işaret etmektedir.
Küreselleşme sürecinin hız
kazanmasında enformasyon teknolojilerinin önemli bir rol oynar. Enformasyon
teknolojilerindeki bu baş döndürücü gelişim süreci kitle üretim ve
tüketiminde ciddi dönüşümler yaşanmasını beraberinde getirmiştir. Belirli
sektörler dışında genellikle ulusal firmalar küçülme yoluna gitmiştir. Bu
süreç nitelikli bilgi tabanlı insan gücüne olan talebi artırırken,
milyonlarca vasıfsız işgücünü istihdam sürecinin dışında bırakmıştır.
Yaşanan gelişmeler hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde işsizlik
sorununu ortaya çıkarmıştır. Bu büyük kütlenin yeniden topluma
kazandırılmasında Mesleki Teknik Eğitimin (MTE’nin) rolü ve misyonu,
ülkelerin geleceklerini belirlemede önemli kilometre taşlarını
oluşturacaktır.
Ekonomideki bu
küreselleşme Mesleki ve Teknik Eğitime (MTE) yeni bir boyut ve perspektif
kazandırmıştır. Bilgi tabanlı ekonomide üstünlük, ürün ve hizmet kalitesi
ile belirlenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde MTE, endüstrinin ihtiyacına
uygun eleman yetiştirme ve kalite sorunlarına bağlı olarak gelişmektedir.
Serbest Pazar ekonomisi, ticaret ve alışverişin serbestleştirilmesi ve daha
geniş olanlarda insan gücü hareketliliği fırsatı gibi şartlar, işgücünün
küresel rekabete hazır olması için MTE’min endüstri ile işbirliği ve
kalitesinin geliştirilmesi ihtiyacını her geçen gün artırmaktadır.
Küresel ekonominin
gelişimi, MTE’i ön plana çıkarmıştır. MTE sadece ekonomik yapının
geliştirilmesi için talebin karşılanmasında değil, aynı zamanda temel
seviyede bilgi ve beceriye sahip insan kaynaklarının sağlanmasında da etkin
rol oynamaktadır. Son yıllarda düzenlenen MTE konferanslarında bu durum
gözlenmektedir. 1995 yılında Güney Afrika ve ABD’de, 1996 yılında Tayvan’da
ve ABD’de, 1997 yılında Finlandiya’da, 1998 yılında Türkiye’de düzenlenen
IVETA ve AVA toplantılarında küresel ekonomiye uygun MTE gündeme oturmuştur.
Konferanslardan çıkan ortak sonuç şudur: Dünya tek ekonomili bir köye doğru
gitmektedir. Daha geniş alanlarda işgücü hareketliliği, her ülkenin kendi
eğitim-öğretim sistemini yeniden düzenlemesi zorunluluğunu ortaya
çıkarmaktadır. Dünyadaki gelişmeler ülkelere bu yönde baskı yapacaktır. İşte
dünyadaki bu gelişmeler ışığında, ülkelerin kendi kültürüne, ekonomisine ve
ihtiyaçlarına uyacak düzenlemeleri yapma ihtiyacı doğmuştur.
Gerek ABD’deki mesleki ve
teknik eğitime hazırlık programları, ve gerekse İskoç Ulusal Sertifika
Programları; ulusal nitelikli Yükseköğretim sistemi ile paralellik taşırlar.
Temeldeki fark, Amerikan modelinde teklif edilen programlar bölgesel
ihtiyaçları karşılayacak şekilde tasarlanmakta ve gerçekleştirilmektedir.
Almanya’da nüfusun 2/3’si mesleki eğitim almakta ve bunların çoğunun
eğitimleri ikili sistem aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Sistemin ikili
olarak adlandırılması eğitimin temelde iki öğrenme yerinde yürütülmesinden
dolayıdır. Bunlardan biri iş yeri eğitimi, ikincisi de mesleki okuldaki
eğitimdir. Alman Mesleki ve Teknik Eğitiminde kalite güvencesinin
sorumluluğu tüzel ve özel kuruluşlar arasında bölünmüştür.
Görüldüğü üzere her ülke,
küresel ekonomiye uyum sağlamada farklı stratejilere ve uygulamalara
sahiptir.
TÜRKİYE’DE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM
1)Türkiye’nin
küresel ekonomi içerisinde rekabet edebilmesi için, dünya standartlarına
uygun nitelikli insan gücüne sahip olması zorunluluğu vardır.
2)Şahısların
küresel ekonomi içerisinde rekabet edebilme, enformasyon teknolojilerini iyi
kullanabilme ve en az iki yabancı dil bilme gereğini ortaya koymaktadır.
Gerekli eğitim ve öğretim ile iletişim ve teknolojiyi sınıfta kullanan,
problem çözen, takım halinde çalışan, bilgiyi etkili şekilde kullanan ve
yeni bilgi ve becerilere sahip olacak anlayışta olan mühendis ve teknik
elemanlar yetiştirerek küresel boyutta iş verenlerin talepleri
karşılanmalıdır.
3)MTE’e dünya
penceresinden baktığımızda, MTE üzerine tesis edilmiş kalite güvence
sistemlerinin olduğu görülmektedir. Küresel ekonominin ihtiyaçlarına göre bu
kalite güvence sistemleri sürekli tartışılıp geliştirilmektedir.
4)2002 yılında
uygulanmaya başlayan ve 4702 sayılı sınavsız geçiş kanunun bir gereği olarak
başlatılan ve MEB’na bağlı Mesleki ve Teknik Orta Öğretim kurumları ile
YÖK’e bağlı Meslek Yüksekokulları arasında program bütünlüğü ve
devamlılığının sağlanmasına yönelik uygulama başlamıştır.
Küreselleşme, kalkınma
için yeni bir uluslararası gündem olarak ortaya çıkmıştır. Dünya bilgi
tabanlı bir ekonomiye geçmektedir. Üstünlük, ürün ve hizmet kalitesi ile
belirlenmektedir. Küreselleşen ekonominin temel sorunu, hızla değişen
çevrede rekabet edebilme ve uyum sağlayabilmedir. 21. Yüzyılda rekabet
edebilmenin kritik başarı faktörü verimli ve esnek bir iş gücünün
yetiştirilebilmesidir. Küreselleşme ve bilişim teknolojilerindeki devrim,
yeni bir “İnsan merkezli kalkınma modeli”nin gerektiğini açıkça ortaya
koymaktadır. Her ülke; vatandaşlarının hayatlarını geliştirerek
sürdürebilmeleri için ihtiyaçları olan becerileri kazandırmaya ve yaşam
kalitesini (hayat standartlarını) iyileştirmeye yönelik zorunluluklarla
karşı karşıyadır. Çünkü, bu hızlı değişimde, iş dünyasının artan talepleri,
muhtemelen çalışanları becerisiz, işsiz veya istihdam edilemez hale
getirecektir. Bu sebeple her ülkenin kalkınmışlık düzeyine bakılmaksızın,
gelecek yüzyılın iş gücü taleplerine cevap verecek şekilde Mesleki ve Teknik
Eğitim (MTE) programları düzenlenmiştir.