|
Kasabamızın tarihi M.Ö 3000 yılına kadar gitmektedir. Kaymaklı'nın Osmanlı
kaynaklarında Rumca adı Enegüp olduğu belirtilmektedir. Geçmişte insanlar
kendilerini savunmak için kaleler, yeraltı kentleri yapmışlardır. Yapılan
bu yapılardan biri de kasabamızda bulunan yeraltı kentidir.
Bölgemizde 25 bin kilometrelik bir alan içerisinde 200
civarında yeraltı kenti bulunmaktadır. Kapadokya bölgesi de denilen bu
bölgenin kasaba ve köylerinde irili ufaklı bir çok yeraltı kenti vardır.
Kimler tarafından, ne zaman, ne için inşa edilmiştir, nasıl bir teknikle
yapılmıştır, hangi topluluk ve kavimler yaşamışlardır bilinmemektedir.
Bizans dönemine ait olanlar dışında yeraltı kentleri hakkında arkeolojik
veri de yoktur.
Girişleri
genellikle fark edilmeyen yeraltı kentleri, daha çok vadi, plato
yamaçlarına yumuşak tüfün oyulmasıyla inşa edilmişlerdir. Evlerden yeraltı
kentine ulaşan bağlantılar bulunmaktadır. Kapadokya'da bulunan yeraltı
kentlerinin en önemlileri; Kaymaklı, Derinkuyu, Mazı, Özkonak, Özlüce,
Acıgöl, Dolayhan, Til, Göynük,Ağzıkarahan, Tatlarin ve Gökçetoprak'tır.
Aksaray'da Güzelyurt, ve Pınarbaşı; Kayseri'de Ağırnas ve Yeşilhisar
Doğanlı'da da yeraltı kentleri bulunmaktadır. Tüm bu yeraltı kentlerinin
tünellerle yer altından bir birlerine bağlı olduğu tahmin
edilmektedir.
Yeraltı kentlerinin girişleri savunma için çok önemlidir. Uzun
koridorlardan oluşan girişlerin bittiği yerde iri, yuvarlak ve ortası
delik sürgü taşı denilen bir taş bulunmaktadır. Sürgü taşının yan
tarafında taşın rahat hareket etmesi için bir odacık bulunur. Karşısında
ise tam kapanması için 20-25 cm'lik bir girinti yer alır. Ortasındaki
delik ise hem koridordan gelenleri görmek hem de ok, mızrak gibi aletlerle
savunma yapabilmek içindir. Dışardan açılması zor olan sürgü
taşlarının çapı 2-2.5 metre, eni 25-30 cm ve ağırlıkları ise 200 ile 500
kilogram arasındadır.
Yeraltı kentleri birbirine uzun tünel ve labirentlerle birbirlerine
bağlanmış yüzlerce odadan oluşmaktadır. Tüneller dar, alçak ve uzundur.
Bazıları ise eğimli yapılmıştır. Koridor ve odaları
aydınlatmak için kandil koymaya yarayan küçük oyuklar oymuşlardır.
Kandillerde ketenden elde edilen "Bezir" denilen bir çeşit yağ
kullanılmıştır. Yeraltı kentlerinde hem havalandırma, hem haberleşme ve
hem de su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmış hava bacası(kuyu)
bulunmaktadır. Kuyunun kenarında iniş, çıkışı sağlayan küçük oyuklar
bulunmaktadır.
Yeraltı kentlerinin ilk katı genellikle hayvan
barınakları(ahır) olarak kullanılmışlardır. Ahırlar kaba oyulmuş olup
aşağıda hayvan yemlikleri bulunmaktadır. Hayvanların rahat girmeleri için
düz yollar yapmışlardır. Diğer katlarında odalar, ayin yerleri, erzak
depoları, üzüm çiğnemek ve şarap yapmak için şırahaneler, mutfaklar ve
mutfak içinde bulunan tandırlar mevcuttur. Büyük küplerde bira ve şarap
depoladıkları tahmin edilmektedir.
Kapadokya bölgesindeki yeraltı
kentleri ilk kimler tarafından inşa edildiği hala sırdır. Bölgede yapılan
arkeolojik incelemelerde Prehistorik yerleşimler bulunmasına rağmen,
bunların yeraltı kentleriyle ilişkileri saptanamamıştır. Neolitik dönemden
(İÖ 8000), eski tunç çağına kadar(İÖ 3000) her hangi bir yaşam izi yoktur.
Rastlanan kaya kabartmaları orta ve genç tunç çağıyla ilişkilenmektedir.
Hititlere ait bulunan yazıtlar bölgenin uzun süre Hitit eğemenliğinde
kaldığını göstermektedir. Yeraltı kentlerinin yapılmasına ve
genişletilmesine Hititlerin katkısı olduğu sanılamaktadır. Zaman
içerisinde Asurlular, Lidyalılar, Persler, Kimmerlerin eğemenliğine
de geçen bölge Büyük İskender'le birlikte Helen imparatorluğuna geçmiştir.
İÖ 1000'de Kapadokya Krallığının kurulduğu bunlar zaman içinde
eğemenliklerini korumak için Makedonyalılar, Pontuslar, Galatlar ve
Romalılarla sürekli savaşmışlardır. Yeraltı kentleriyle ilgili ilk
bulgular bölgenin Bizanslılara geçmesiyle İS 5-10. yüzyıllarda geçen
döneme ait bilgilerdir.
Kasabamızdaki yeraltı kenti
1964 yılında ziyarete açıldı. Kaymaklı kaleside denilen yerin altında
bulunmaktadır. Halk, evlerini genelde yeraltı kentine yakın olarak inşa
etmiş ve yeraltı kentine bağlantılar kurulmuştur. Yeraltı kentlerinin
uygun yerlerinini depo, kiler ve ahır olarak kullanmışlardır. Kaymaklı
yeraltı kentinde pasajlar dar, alçak ve eğimlidir. Halen 4 katı açık olan
kentte mekanlar havalandırma bacası etrafında toplanmıştır. 1. katta ahır
bulunmaktadır. 2. katta bulunan kilisede papazın vaaz yeri ve iki
taraflı apsisler bulunmaktadır. Apsislerin önünde vaftiz taşı
yeralmaktadır. Kentin önemli mekanları 3. kattadır. Depolar
şırahaneler ve mutfaklar bu katta yer almaktadır. Mutfakta bulunan andezit
taş oldukça ilginçtir. M.T.A. Enstitüsünden Ergün Kaplan'ın yaptığı
araştırmalar sonucunda bu taşın bakır cevheri öğütmede kullanıldığı
anlaşılmıştır. 4. katta ise bol miktarda depo, küp ve şırahaneler
bulunmaktadır. Diğer dört kat ise hala tamamı açılamamıştır.
Bölge osmanlı
eğemenliğine geçtikten sonra, Nevşehir'li (Muşkara) Damat İbrahim paşanın
Osmanlı sarayına damat olmasından sonra köye bazı hizmetler yapılmıştır.
Damat İbrahim Paşa vezir olduktan sonra, kasabamız eşrafından Hacı
Abdullah Ağa da aşçıbaşı olarak Osmanlı sarayına girmiştir. Bu dönemde
Nevşehir'e yapılan Kurşunlu Camiiden artan malzemeler ile Kaymaklı
Kurşunlu Camii inşa edilmiş. Kasabaya su getirmek için su yolları
yapılmıştır.
Kaymaklı Kurşunlu Camisi 1732
yılında bitirilmiştir. Mihrabı, iki saf cemaat alacak kadar sünmüş, geri
kalan orta kısım yarım ay şeklini andırır. Duvalara bitişik 8 direk
üzerine yapılmıştır.Direklerin başlıklarına kemer ayakları konmuş. Dördü
büyük, dördü küçük 8 kemer yapılmıştır. Bu kemerlerin üzerine ana kubbe
konmuştur. Küçük kemerlerin koltuklarına 4 adet yarım davlumbazda camiinin
taşından, ikisi mermer olmak üzere 4 yuvarlak direk konarak; direkler
üzerine üç davlumbaz yapılmıştır. Caminin Doğu tarafına bitişik bir de
sibyan mektebi yapılmış ise de 65 yıl önce yıkılmıştır. Caminin tek
minaresine mahvelden çıkılır. Yüksekliği 30 metredir. Mahfeli tahtadan
yapılmıştır.
Kaymaklı'da Cumhuriyet
kurulana kadar hala Rumlar ve Türkler birarada yaşarlarmış. Yapılan
mübadele anlaşmasından sonra Rumlar gitmişler ve Türk göçmenler kasabamıza
gelmişlerdir. Rumların yapmış olduğu evlerde özel bir mimari ile yapılmış
olanlar da vardır. Rumların kalan toprakları göçmenlere verilmiştir.
Rumların ibadeti için birde kilise vardır. Bu kilise son zamanlara kadar
depo olarak kullanılmaktaydı.
Bu Tarih dolu
kasabamızla ne kadar gurur duyuyorsak bu tarihe sahip çıkarak onu
korumamız ve tanıtmamız da gerkelidir. Bu görevleri tüm Kaymaklı'lar
severek yapacaklarına inanıyorum.
|